KİTLESEL AKINTILAR VE TÜRKİYE

  • Yayla
KİTLESEL AKINTILAR VE TÜRKİYE Türkiye içinde bulunduğu jeopolitik konum neticesinde tarihin her döneminde göç almış, medeniyetlerin kesişme noktası haline gelmiştir. Kırım Tatarları ile başlayan süreç 1850’lerden sonra da sürmüştür. Ayrıca 1.Dünya Savaşı sırasında Anadolu’ya 10 bin kişinin göç ettiği söylenebilir. 1988 yılında Kuzey Irak'ta yaşanan Halepçe katliamı sonrası yaklaşık 50 bin kişinin ülkemize göç ettiği kayıtlarda mevcuttur. Bosna, Kosova, Makedonya… Sakarya göç hafızasına baktığımızda ise; 1260 Moğol İstilası ile başladığı düşünülen göç süreci, 1926 Yugoslavya Göçmenlerinin iskanına kadar geniş yelpazeye sahiptir. Eğer bir sıralama yapmamız gerekirse kuşkusuz en başa Nisan 2011 tarihinde baş gösteren ve sonrasında yaklaşık 4 milyon kişinin Türkiye’ye akın ettiği Suriye’de yaşanan karışıklık yazılabilir. Ancak 1994 Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkan ve Afganistan’ın yaklaşık dörtte üçüne hükmeden Taliban bugünlerde Başkent Kabil’de kontrolü ele geçirdi ve sayısız göçmen tehdidi ile özellikle Türkiye topraklarını tehdit etmeye başladı. Bu durumun nelere yol açacağı bilinmez ama, Düzensiz göçün adı konulmamış bir istila olduğu apaçık ortadadır. Yaşanılan göçler neticesinde Türkiye’de bu konu hep gündem maddesi olmuştur. Buradaki önemli nokta ise düzensiz göçün ülkenin ekonomisine gerek işsizlik gerekse suçlarla mücadele noktasında büyük zarar vereceğidir. Yeni doğan bir bebeğin bile güvenlik nedeniyle ayak izinin alındığı bir ortamda, elini kolunu sallayarak ülkeye akın eden binlerce kişinin olduğunu bilmek insanın içini ürpertmeye yetiyor. Herkesin hemfikir olduğu konu ise biran önce Geri Kabul Anlaşması neticesinde gereğinin yapılmasıdır. Aksi halde geri dönülemez sonuçların doğacı nettir. Mehmet KARA Akademisyen